Description
Beklemek eski Türkçe, “sağlam, pek, berk” anlamındaki “bek”ten geliyor. Daha sonraları, “korumak; sıkıca bağlamak, kapısını kapatmak” anlamlarında kullanılmaya başlanmış. Ancak kabına sığamayan, yerinde duramayan insan için beklemek azaptır. O yüzden beklemek çoğu kişinin aklında cehenneme eş tutulur. Onu yeren şiirler yazılır, şarkılar söylenir. İnsanı nasıl yorduğu, tüketip bitirdiği anlatılır. (Yusuf Ünal)
Hayat kırılıp aldığı yerden sürüyor. Dalı kırılan ağaç nasıl kırılan yerinden yeniden sürgün verirse hayat da öyle… Hepimizin özgür iradeleri vardır. Ama ancak gözlerimizi geçmişin ve bu günümüzün gerçeklerine açtığımız zaman özgür iradeden alabildiğince yararlanırız. İlmin irfana dönüşmediği bir ortamdan çıkıp ilmin irfana dönüştüğü bir ortamda olmayı arzuluyoruz hep. Bir UMUT SARMALI içindeyiz hep.
Yalanlarla dolu bir dünyada beklemek yerine hakikate küçük küçük katkılar yapmak istedim UMUT SARMALI ile. Zira belli yaşa gelmiş insanlar, eski alışkanlıklarından kolay kolay kopamazlar, kopamadım, kopamıyorum.
Bu girizgâhtan sonra şunu ifade edebilirim: Hayatın bu serüveni içinde şiir yazmış olmanın sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda kişisel bir yolculuk olduğu kanaatindeyim. Şiirlerimi keskin ve azaplı yapan nefis hesaplaşmalarımdır aslında.
Her ümitsizlik içinde bir ihanet barındırır ancak şunu ifade etmeden geçemeyeceğim: “İnsan ilimleri ülkemizde bilim haysiyeti kazanamadı henüz. Sosyoloji kekeliyor, psikoloji güdük ve dilsiz, tarih resmi klişeleri tekrarlayan bir bunak. Roman onların görevlerini yüklenmek zorunda.” diyor Cemil Meriç. Ben buna şiiri de ekliyorum.
“Şairlerin ayrı mekân ve zamanlarda aynı ifadeleri kullanabilmeleri de mümkündür. İki şair aynı kaynaktan beslenip aynı izlenimi de aktarabilirler. İster istemez bir etkileşim oluşuyor. Yeryüzünde, kendisiyle başlayan saf bir yazar yoktur. Yazarlar okuduklarıyla birikir ve onu dönüştürerek bir eser ortaya koyarlar. Edebiyatta kimse yoktan bir şey var etmiş değildir, sadece yeni bir üslupla söyleyebilir. Kesişmelerin olması kaçınılmazdır.” (İnci Enginün)
Böyle bir iletişim sürecinde şiirdeki her kelime, uzak mesafelere gönderdiğimiz canlı mesajlardır aslında. Dostoyevski’nin ‘İnsancıklar’da belirttiği gibi, hayallerin ne kadar çeşitlilik gösterebileceğini anlatmak için yazıyorum ben de. Gönül barajımı patlatmıştı benim zannedip, sahip olduğum cümleler.
Bu tür sıra dışı süreçlerde işin ehli bilir ki, tekil örnekler tek başlarına önemli olmayabilir. Ancak, “hatıralar ister tatlı olsun ister acı olsun, daima eziyet verir insana.” (İnsancıklar, Dostoyevski) Bu eziyetler de tekilden çoğula doğru örnekleri çoğaldıkça bireyselliği ortadan kalkmış oluyor ve umumileşiyor artık.
“Arapça’da bir deyim vardır: “Ma’na’şi’r fi batni’ş şair” Yani “Şiirin manası şairin zihnindedir.” Kastedilen mana açık, üçüncü şahısların şiir tahlili adına söyledikleri şeyler kendi yorumlarıdır, şairin asıl maksadını yansıtmıyor olabilir.”(Ahmet Kurucan)
Üçüncü şahısların şiirlerim hakkında yapacakları tahlillerde ortak noktalarda buluşabilmeleri adına üzerinde çalıştığım şiirlerde bazen kelimelerin, bazen mısraların yerlerini değiştirmiş, tekrar tekrar yazmış son şeklini bulana kadar tatmin olmamıştım. Ta ki, Mesnevi Nuriye’de; “Nasıl bir kelime ağızdan çıkar çıkmaz zahiren fenaya giderse de Allah’ın izniyle kulaklarda, kâğıtlarda, kitaplarda milyonlarca timsalleri kaldığı gibi akıllarda da akıllar adedince manalara kalır.” ifadelerini okuyuncaya kadar.
Şimdilerde ise şiirlerimde ne kadar da çok anlam çeşitliliği olursa ben de bu zenginliğin o kadar hissedarı olarak kabul ediyorum kendimi.
Sezai Karakoç, “Şiir, ruh pencerelerini Allah’a açtıkça şiirdir.” der. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl de kendi şiirlerinin birinde şöyle demiş:
“Dünya durdukça övgü ve sitayişlerimi, beğenilen sözlerimi, kendisinden daha üst, bir ilah ve daha yüksek bir hükümdar ve kendisine denk bir Rab bulunmayan, Allah’a hediye ve ithaf ediyorum.”
Ben de iki kapak arasına sıkıştırdığım şiirlerimi UMUT SARMALI adı altında bir nev’i O’na (cc) takdim ediyorum aslında. “Güzel, hoş sözler O’na (cc) yükselir.”(Fatır,10) nihayetinde.
Bir eser kaleme alındıktan sonra hitap ettiği insanlara müellifinin arzu ettiği şekilde ulaşıncaya kadar pek çok merhaleden geçer. Bu aşamaların her bir basamağında emeği geçen tüm hissedarlarıma ayrı ayrı teşekkürü bir vazife biliyorum.
Muhabbetle…
Süleyman ÇETİNOĞLU

Yorumlar
Henüz inceleme yok.