İMAN VE İSTİKAMET ÜZERE YAŞAMAK

İMAN VE İSTİKAMET ÜZERE YAŞAMAK

HASAN ŞAHİN

On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif, kalplerimize konuk olup ruhlarımızı arındırdıktan sonra bizlere veda etti. Ancak bu veda, bir bitiş değil; aksine tertemiz bir sayfa açarak manevi bir yürüyüşe başlamanın ilk adımıdır. Ramazan boyunca inşa ettiğimiz sabır, paylaşma, ibadet aşkı ve güzel ahlak köprülerini, bayram sonrasında da muhafaza etmek; asıl gayemiz olmalıdır. Zira mümin, sadece belirli zaman dilimlerinde değil, nefes aldığı her an Rabbine olan bağlılığını tazeleyen ve istikametini korumaya çalışan kimsedir.

Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip de sonra dosdoğru (istikamet üzere) olanlar var ya, onların üzerine melekler iner ve derler ki: Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin!” (Fussilet Suresi, 30)

Efendimiz (sav), “Beni Hûd Sûresindeki “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” emrinin ağırlığı ihtiyarlattı.” demiştir.

Risale-i Nur müellifi, istikameti; kuvve-i akliye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i şeheviye arasındaki denge olarak anlatır.

Pırlanta Kütüphanesi yazarı, istikameti, “başladığı gibi bitirme” ve “iç-dış bütünlüğü” olarak ele alır: “İstikamet; düşüncede müstakim olma, tasavvurda müstakim olma, hayatta müstakim olma ve neticede bu çizgiyi bozmadan Allah’a ulaşma davasıdır. İnsan, iç dünyasında ne kadar derinleşirse derinleşsin, eğer bu derinliğini dış hayatına, yani davranışlarına yansıtamıyorsa orada bir istikamet krizinden söz edilir.” (Kırık Testi serisinden özetle)

Umuyoruz ki bu mübarek günlerin sonunda günahlarımızdan temizlenmiş, kalplerimiz arınmış ve bayram sevincine kavuşmuşuzdur. Bu bereketli ayın bizde bıraktığı izleri bir ömre yaymak, kazandığımız güzellikleri gündelik hayatımızın birer parçası haline getirmek kulluk şuurumuzun en somut göstergesi olacaktır.

Ramazan’da kazandığımız güzellikleri yıl boyunca sürdürmek gerçek kulluğun işaretidir. Peygamber Efendimiz: “Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.” uyarısı yapar. Başka bir ifadesinde “Kim Ramazan orucunu tutar ve ardından Şevval ayında altı gün oruç tutarsa bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur.” (Muslim, Sıyâm hadis no: 1164) müjdesini vermiştir.

Öyleyse ibadetlerimizi sadece Ramazan’a mahsus görmemeliyiz. Haftalık ilim sohbetlerine devam etmeliyiz. Çünkü ilim kalbi aydınlatır, imanı kuvvetlendirir. Beş vakit namazımızın yanında Evvabin, Kuşluk, Hacet ve Teheccüd gibi nafile namazlarla Rabbimize yaklaşmaya devam edelim. Ramazan’da yaptığımız infak ve hayırları artırarak sürdürelim.

Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyurur: “Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz.” (Âl-i İmrân, 92). Ramazan’da kurduğumuz iftar sofraları gibi, bundan sonra da gönül sofraları kuralım. Ailemizle, komşularımızla, farklı kültür ve inançlardan insanlarla sevgi köprüleri inşa edelim. Ramazan’da yaptığımız tesbihatları, salavatları, tövbeleri ve istiğfarları hayatımızın bir parçası hâline getirelim. Çünkü kâinatın Efendisi müminlere şöyle hedef verir: “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”

Ehliyet almadan önce kişiler trafik kanunlarını bilme noktasında imtihana alınırlar. Bu imtihanı kazanamayan araç kullanmayı bilse dahi ehliyet almaz. Biz de her gün her hafta her ay şu kadar kitap okumadan dinimizi çok iyi öğrenemeyiz ve uygulayamayız.

Bir İslam alimi birine; “Kur’an okumasını biliyor musun?” diyor. O da “Biliyorum” diyor. “Şu ayet ne demek?” diye sorduğunda “Ben anlamını bilmem.” diyor. İslam alimi, “Sana dünyaca meşhur bir devlet başkanı bilmediğin bir dilde bir mektup yazsa ne yaparsın?” diyor. “O dili bilen birini bulurum, o mektup o dilde nasıl okunursa okunmasını öğrenirim ve o mektupta neler yazıyor, anlamını öğrenirim” diyor. Alim, “Allah’tan (cc) daha büyük bir Zat mı var? O sana bir mektup yazmış, yüzünden okumayı öğreniyorsun ama o mektupta sana neler yazdığını, senden neler istediğini, sana ne gibi destekte bulunacağını bilmiyorsun.” diyor.

Pakistan ve Hindistanlı bazı Müslümanlar, Kur’an’ı bizler gibi sadece Ramazan’da hatmedip kısa mealini okumuyorlar. Büyük bir tefsirden 5-6 yılda tamamını okuyorlar. Geliniz biz de Ramazan’dan sonra bir grup oluşturalım, haftanın belli gün ve saatlerinde Zoom üzerinden bir araya gelip, Allah (cc) ve Resulü bizden ne istiyor, onları tam öğrenelim ve uygulayalım.

Sahabelerden Süfyan bin Abdullah es-Sekafi Peygamber Efendimize: “Ey Allah’ın Resûlü! Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki senden sonra kimseye sormaya ihtiyaç duymayayım dedim. Efendimiz (sas) buyurdu: “Allah’a iman ettim de, sonra dosdoğru ol.” (Müslim, İman hadis no: 38)

Nerede ne yaşarsak yaşayalım, iman ve istikamet üzere olduktan sonra Allah Teala’ya göre; dünyanın en zengin, en mutlu ve en bahtiyar insanıyız.

Rabbimiz bizleri Ramazan’ın nurunu bütün seneye taşıyan kullarından eylesin. Kalplerimizi Kur’ân’la diriltsin, amellerimizi ihlasla süslesin. İman, ibadet ve güzel ahlakta daim eylesin. Âmin!

İYİ Kİ BURADAYIM

3 Nisan 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir