Description
Mahlukatın en seçkinini bize Rehber yapan ve onunla bizi hidayet ve terbiye eden Rabb-i Rahimimize kâinatın zerratı adedince hamd olsun. Kutlu ve Ebedi Rehberimize, şefkat ve merhameti ile bize sahip çıkan yanıltmaz önderimize sonsuz salat ve selam olsun. Allah’ın mağfireti, rıza ve sınırsız ikramları Habibinin ashabı ve sadık ümmetinin üzerine olsun.
Benim gibi aciz, mücrim, müflis bir kuluna İnsanlığın Efendisi ve onun seçkin dava arkadaşlarını tanıma, anlama ve onlara muhabbet duyma ikramında bulunduğu için Rabbime hamd ve şükrediyorum. Rehberimin yolundan sadakatle gitmem, sünnetine sımsıkı sarılmam, davasına ihlasla hizmet etmem ve son nefesime kadar istikametten ayrılmamam için Rabbimin yardım, inayet, hıfz ve himayesini talep ediyorum.
Hayatımın elli yılını heder ettikten sonra Rabbim beni dünya meşgalelerinden kısmen de olsa kopararak “zaman” nimetini benim için artırdı. Ben de onun bana “Cebr-i lütfî” ikram ettiği bu nimetin bir kısmını Kâinatın Sultanı ve onun ashabının hayatına dair eserler okuyarak değerlendirdim.
Farkında olduğum ve kabullendiğim kalbi ve bedeni rahatsızlıklarım var. Bunlardan birisi de unutkanlık. Hafızam eskisi gibi bana hizmet etmiyor. Unutmanın da bir nimet olduğunun farkındayım. Ama unutulması gerekenler var, hiç unutulmaması gerekenler de. Okuduklarımı çabucak unuttuğum için okuduğum eserlerden notlar almaya kendimi mecbur hissettim. İki yıla yakın okuma ve not alma faslı devam etti.
Gerek öğrenim hayatımın büyük bölümünü dini eğitim veren müesseselerde geçirmeme, gerek yıllarca hayatını kitap ve sünnete göre yaşayan güzel insanlarla beraber bulunmama ve gerekse de beslenme kaynaklarımın zenginliğine rağmen Efendimi (sav) ve onun arkadaşlarını hiç tanımamış, anlamamışım. Şu an tanıdığım ve anladığımı iddia etmekten Rabbime sığınırım. Ben kendi kabıma ve şu andaki durumuma göre değerlendiriyorum. Bu iki yılda ben Efendim (sav) ve arkadaşları ile ilgili çok şeyler öğrendim. Bunların bir kısmı belki daha önce öğrendiklerimi hatırlama idi ama çoğu benim için yeniydi. Kendim için okudum, kendim için not aldım, sonra da kendim için aldığım notları birleştirip becerebildiğim kadarıyla derli toplu bir hale getirmeye çalıştım. Ben yazar değilim, yazdıklarıma da kitap diyemem. Buna rağmen belki birilerinin Efendimiz ve ashabından istifadesine vesile olurum niyetiyle paylaşmak istedim. Rabbim düşünce, niyet, söz, tavır ve fiillerime istikamet versin.
Bir Müslümanın anlık, günlük, haftalık, aylık, yıllık, yapması gerekenler olduğuna inanıyorum. Farz, vacip ve sünnet olanlarla ilgili yapılması gerekenlerin yanında bir Müslüman’ın kendisine şahsi hedefler koyması ve insan-ı kâmil olma yolunda her gün yeni şeyler öğrenmesi ve yapması elzemdir. Bir Müslüman her yıl bir tefsir (hiç olmazsa bir meal), bir hadis kitabı okumalı diye düşünüyorum. Yine Müslümanların her yıl Efendimizin (sav) hayatını anlatan, siyere ait bir eseri okumalarının da ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.
Geçen 14 asır boyunca Efendimizi anlatan binlerce eser yazılmış ve bunların çoğu günümüzde erişilebilir durumda. Çok güzel, mükemmel yüzlerce eser var. Rehberimizi anlatan eserlerdeki güzellik O’na (sav) aittir. Herkes aynasının kabiliyetine ve kalitesine göre Ondan (sav) bir şeyler yansıtmış. Keşke her yıl onun güzelliğini anlatma, Rehberimizi tanıma ve tanıtma adına daha çok insan gayret gösterse. Ben Efendimizi insanlığa tanıtma adına samimi gayret gösteren herkesin ellerinden ayaklarından öperim. Allah onlardan razı olsun, Efendimizin şefaati onların ve kendisine muhabbet duyanların üzerine olsun.
Ben de bu yazdığım satırlarla, çekinerek de olsa paslı aynamı güneş ve yıldızlara tutmuş oldum. Güzellikler onlara; çirkinlikler, hatalar, kusurlar bana aittir. Hatalarımdan dolayı Rabbim beni affetsin, Efendim de bağışlasın. Sizler de ne olur haklarınızı helal edin…
Yüzlerce tefsir yazılmış daha da yazılmalı. “Razi’den sonra, Zemahşerî’den sonra tefsir mi yazılır?” denmemiş, denmemeli de. Her alanda yazılmış olan onca güzel eserlere rağmen yenilerinin de yazılması bir zenginliktir. Siyer ile ilgili de bu zamana kadar yazılmış çok sayıda mükemmel eserin bulunması yenilerin yazılmasına ihtiyaç kalmadığı anlamına gelmez. Bilakis insan fıtratında yeni olana ilgi vardır, bu temayülü Efendimizi anlama ve anlatma adına değerlendirmek lazım.
İnsanlık için asıl rehber Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an’ın gerçek tefsiri de Efendimiz ve ashabının temsilleri ile yapılmıştır. Siyer, Kur’an’ın gerçek tefsiridir, kitabın sünnetle tefsiridir. Siyer okuyan tefsir okumuş, hadis okumuş, kelam okumuş, fıkıh okumuş, İslam’ı okumuş olur. Rabbimden tekrar Rehberini tanıma, anlama ve onun yolunda sadakatle yürüyebilme adına lütuf ve inayetini diliyor ve dileniyorum.
Mehmet Akarsu

Yorumlar
Henüz inceleme yok.