GÖĞE EN YAKIN ŞEHİRDE


Bu satırlarda büyük edebî iddialar, süslü cümleler veya yapay bir maneviyat dili yok. Bunun yerine samimiyet, gözlem, insan sıcaklığı, yol arkadaşlığı, küçük ayrıntılar, gündelik telaşlar, tebessüm ettiren hatıralar var.

Description

Genelde ben annemi arardım. Bu kez baktım annem beni arıyordu. Acil bir durum olmazsa aramazdı. Açtım, “Haccımız çıktı. Hacca gidiyoruz. Çabuk gel.” dedi.

Beş yıldır kuranın bize de çıkmasını bekliyorduk. Nihayet gidebilecektik. Hindistan’daydım. Hemen işlerimi ayarladım, tanıdıklara ‘Allaha ısmarladık!’ demek için ziyaretlerime başladım. Şimdi sevmesin (Ölüler hakkında söylenen bir deyim. Ölü severse ölürmüş inanışı var. Bizim oralara ait bir deyim…), rahmetli Azhar Sahab onlardan birisiydi. Hacca gideceğimi duyunca çok mutlu oldu.

“Hindistan’da bir gelenek vardır. Eli kalem tutanlar hacca gittiklerinde günlük tutarlar. Döndüklerinde de yayımlarlar. O yüzden epey miktar hac günlüğü kitapları vardır. Hem hatıradır hem de yeni gideceklere rehberlik hizmetidir. Sana tavsiyem, sen de günlük tut. Sen yazmayı seviyorsun. Kalem erbabısın.” diye tavsiyede bulundu ve iltifat etti. Bunu yapacağıma söz verdim. Unutmamış, takip etmiş, hacdan döndüğümde ziyaret ederken yazıp yazmadığımı sordu. Yazdığımı söyledim.

“İki kapak arasına ne zaman girer bilmiyorum.” dedim.

“Önemli olan yazmandı. Bir gün gelir o da olur.” dedi dudağında tatlı bir tebessümle.

Kaybolmasın, kaydolsun diye hac esnasında üşenmedim, tuttuğum günlükleri gün gün otele yakın bir kafeden www.blogcu.com sitesinden paylaştım. Her gün günlükle beraber fotoğraf da paylaşıyordum. İlgili yakın dostlarımız bizim haccımızı oradan takip edebiliyordu. Mekke ve Medine’den gün gün notları paylaşmış oldum.

Ara sıra siteye girip eski günleri yad ettiğim de oluyordu. Bir gün korkunç bir şey oldu: Site kapandı. Haliyle tuttuğum o kadar günlük kaybolmuş oldu. Keşke dedim, yabancı bir blog sitesinde kaydetmiş olsaydım. Türkiye’de hiç bir şeye güven olmazdı. Kendi kendime çok kahırlandım. Onca çalışmalarım -başka notlar, hikayeler, tercümeler- da vardı. Bilgisayarcı arkadaşlarımdan internetten daha önce yayında olan malzemeleri nasıl çekeceğimi sordum. Kimse yardımcı olamadı. En son bir kuzenim blogcu sitesinin şirket bilgilerine ulaşmamı, onlara yazmamı tavsiye etti. “Onlar arşivlerinde tutuyordur.” dedi. Neden aklıma gelmedi ki dedim ve şirkete yazdım. Ertesi günü bütün malzeme mailde ek dosya olarak geldi. Dünyalar benim oldu.

Bu dünyalardan birini daha sizinle paylaşmanın sevincini yaşıyorum. Kim bilir belki hacca gidecek birilerine rehber olur, onun hacda işlerini kolaylaştırır. Belki de Hindistan’da yaygın olan günlük tutma işi bu eserle Türkiye’de de yaygınlaşır, bir güzelliğe sebep olur…

Notlar 15 yıl sonra yeni okuyucularıyla buluşuyor.

Bu elektronik kitabı çok sevgili anneme, Hasan amcanın eşi Havana yengeme ve arkadaşım Said Can’ın babası Ahmet amcaya ithaf ediyorum.

Ali Akkız

Book Details

Dil

Türkçe

e-book ISBN

9798235111530

Kelime sayısı

20.607

Yayın tarihi

19 Mayıs 2026

Author

Ali Akkız

Yorumlar

Yorumlar

Henüz inceleme yok.

İlk yorum yapan siz olun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir