Description
Aniden bir kasırgaya yakalansanız ne yapardınız? Koşup güvenli bir yere mi sığınırdınız yoksa birilerini kurtarmaya mı çalışırdınız? Elinizde tuttuğunuz bu eser modernitenin kasırgası altında savrulmakta olan insanlığın yardımına koşma gayretiyle ince ruhlu bir kalemin kristalize ifadelerle ortaya koyduğu muhakeme ve tespitlerinden meydana gelmektedir.
Temiz bir vicdanın modern toplumun nabzını tutması açısından yüreklere ferahlık salan bir emeğin ürünü olarak okuyucusunu selamlamaktadır.
Maddeciliğin, şekilcilik ve zahirperestliğin gemi azıya aldığı bir dönemde hala sağlam kalmayı başarabilmiş vicdanlara hitap etmektedir. Nefsin ve materyalist dünya anlayışının hakim olduğu bir dünyada, insanın özünde saklı potansiyeli gerçekleştirme yolculuğunun kendi özüne dönmek ve içinde gizli olan hazinesini keşfetmek yolundan geçtiğini büyük bir incelikle adeta bir kod gibi satır satır işlemektedir.
Değerli yazarımız yolun ilk durağını içe yolculuğa adadığı bu eserde insani vasıflardan olan vefa, mülayemet, ergenlik ve karakter gelişimi, dijital dünyanın üzerimizdeki etkileri, dikkat kaybı ve çareleri konularından bahis açarak realitelere işaret etmiş ve insanlığın zirvesine çıkmış bir insanın varlığa aşıkane bir bakışla bakabilmesini bir ufuk olarak vurgular. Sosyal medyanın her ele ulaştığı ve insanların yapay zekadan dostluk bekleyecek kadar yalnızlaştığı bir dönemde vefadan girer söz meydanına. Vefadan geçmeyenin yâre varamayacağını anlatır. Vefanın altından, yakuttan daha kıymetli hâle geldiği günümüzde, bir birlik ve beraberlik çağrısı yapar ve “Gelin dostlarımızı daha çok sevelim; hatalarından ötürü onları terk etmeyelim. ‘Bu da geçer yâ hu!’ deyip, vefa limanını terk etmeyelim. Vefadır, dostlarımızla beraber bizi kurtaracak sihirli iksir!” der bir merhem sürercesine modern toplumun en derin yarasına.
Seveceksin der kalbin vazgeçilmez ve şifalandıran ameline getirir sözü. Sevgi özünde masumdur, sevmek bir devrimdir. Merhamete mazhar olmak istiyorsan, sevmekten başka yol olmadığını aklına yazacaksın… Sevginin tüm yaraları iyileştiren bir iksir olduğunu, incinenin, incitenden kemalde noksan olduğunu bileceksin, der ve insan ilişkilerine en etkili yerden bir derman sunar.
İnsanın içinde yaratıcısına olan hasretini, kendini bilmekle, kendi derunundaki hazineleri keşfetmek ve bunu insanlığın hizmetine sunmakla ulaşılacak ufkun namazdaki miraca yükselişten geçtiğini vurgulayarak yolumuzu insanın Rabbiyle olan buluşmasına getirir. Şiirsel bir hakikat dili kullanır. ‘Namaz, huzurdur buğu buğu. Namaz, göklere yükselen ve yükselten bir helezondur. İstikamet çağrısıdır. Rabbe teşekkürün en kestirme yoludur. Tevbenin alışkanlık hâline gelmesidir. Kardeşlik bağı tesis eder, bütün namazı dost edinenlerle. Bir ışıktır, Burak’tır gökler ötesine açılan. İki cihan arasında bir karargahtır kurulan. Gönlün Belkıs tahtıdır, mekânsız ve zamansız.’ der gönülleri fetheder.
Şeyh Galip’in meclisine iliştirir bizi yazarımız; içe yolculuğun derinliklerinde ancak Şeyh Galib’in “Hüsn-ü Aşk”ı satır satır düşerken kâğıda, kalbimizde bir başka kıvılcım yanıyor. Itrî’nin “Tekbir”i semaya yükselirken, zaman bir an duruyor. Salât-ı Ümmiye’nin her notasına kalbimiz eşlik ediyor. O an, ses değil vecd konuşuyor, der ve kalbi fetheden ifadeleriyle bir manevi esintiye açar okuyucunun kalbini.
Bizi alır oradan Yaman Dede’nin etkileyici hikayesine bir nefes gibi yaklaştırır sonra. Öyle canlı bir anlatımla seslenir ki adeta onunla aynı hizaya duruyor, aynı aşkın içinde yanıyor gibi olur okuyucu. Titreyerek mırıldanır ruhun kulağıyla dinletir Yaman Dede’nin kainatın efendisine seslenişini kalbin seslenişine dönüştürerek:
Gönül hûn oldu şevkinden boyandım yâ Rasûlallah
Nasıl bilmem bu nîrâne dayandım yâ Rasûlallah
Ezel bezminde dinmez bir figândım yâ Rasûlallah
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Rasûlallah
Kendi iç yolculuğunun zirvesine çıkarak insanlara rehberlik etmiş peygamberler silsilesinin ortak noktası kendi zamanlarında baskıcı yöneticileri tarafından zulme uğramış olmaları olmuştur ve yazarımız Hizmet Hareketinin üyelerinin son 10 yıldır içinden geçtikleri bu acının kendilerinde fıtri bir hak arama motivasyonu oluşturduğunu ve bunun toplumdaki çatışmalara çözüm öneren serencamını anlatır. Tarihe sağlam ve derin bir kayıt bırakırcasına zulme uğramış ve uğramaya devam eden güzide ve nezih insanların eşine az rastlanır vahşilikte bir hukuksuzluğun karşısında yine eşine az rastlanır nezihane bir üslupla hak arama yolculuğunu konu eder. Karanlığın karşısında izzetli bir duruş sergileyen nadide insanlara yapılan bu acımasız ve dehşetli zulmün karşısında Hakk’a dayanan izzetli bir duruş sergileyen ve yaşadıklarını Allah’tan gelen bir şeref bilerek mücadele eden asrın çilekeşlerini gözler önüne serer.
Vicdanın derinliklerinde dolaşma motivasyonunu tavan arasında kalmış tozlu mektupların satırları arasına taşıyan yazarımız adeta düşünce mirasının satır aralarında dolaşarak bir hazineyi devralmış asrın kara sevdalılarına sanat ve estetik üzerinden bir derinleşme ve ruhun incelme yolunu açan Hocaefendi’nin düşünce mirasını konu eder ve dünyaya bir idealizm ve realizm penceresinden bakarak Ramazanlaşmanın müjdesini verir.
Ne olacak bu dünyanın hali acaba, barış dünyaya bir kere daha gelir mi diye dünyadaki değişimden ümit arayan bir bakış açısıyla, insanlığın kanayan yaralarından bahis açarak dünya Müslümanlarının perişaniyetine çare olacak bir ufku gösterir. Bir daire çizerek kalbe şifa bahşeden hikayelerle gönüllere bir kase ümit sunan örnekleri kendinden bir hareketin kültürel ve kimlik kodlarını yaşayan örneklerle canlandırır ve Hizmet’in tekrar o kudretli yıllarının adeta çok yakında olduğunu hissettirerek okuyucuyu şahlandıran bir bitirişle hitama erdirir.
Ruhları felç eden, kalpleri donduran, travmaların ve kayıpların yaşandığı bir döneme şifayab üslubuyla yeni bir kitapla merhem sürmeye devam eden yazarımızın bu değerli satırlarının zihinlerde ve sadırlarda tesir edeceğinde hiç şüphe yoktur.
Buyrun efendim tam zamanında bir diriliş davetine icabet etmeye… Zira bu kitap tam da bu dirilişin en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde canlandıran nefesini ruhlarımıza hissettirmektedir.
Dr. Züleyha Mary Fikret

Yorumlar
Henüz inceleme yok.