Description
Kur’an-ı Kerim, İslam âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi’nin ifadesi ile “Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi… Şu sahaif-i arz ve semada müstetir künuz-u esma-i İlahiyenin keşşafı… Şu sutur-u hâdisatın altında muzmer hakaikın miftahı… Şu âlem-i şehadet perdesi arkasındaki âlem-i gayb cihetinden gelen iltifatat-ı Rahmaniye ve hitabat-ı ezeliyenin hazinesi… Şu âlem-i maneviye-i İslâmiyenin güneşi, temeli, hendesesi… Âlem-i uhreviyenin haritası… Zât ve sıfât ve şuun-u İlahiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, bürhan-ı nâtıkı, tercüman-ı sâtıı… Şu âlem-i insaniyetin mürebbisi, hikmet-i hakikîsi, mürşid ve hâdîsi… Hem bir kitab-ı hikmet ve şeriat, hem bir kitab-ı dua ve ubudiyet, hem bir kitab-ı emir ve davet, hem bir kitab-ı zikir ve marifet gibi; bütün hacat-ı maneviyesine karşı birer kitab ve bütün muhtelif ehl-i mesalik ve meşarib olan evliya ve sıddıkînin, asfiya ve muhakkikînin (her birinin) meşreblerine lâyık birer risale ibraz eden bir “Kütübhane-i Mukaddese”dir.[i]
Mevlânâ Celâleddin Rumî ise bu mukaddes kitabı şöyle tarif etmiştir: “Kur’an kıyamete kadar ‘Ey kendilerini bilgisizliğe feda edenler!’ diye nida eder ve der ki: ‘Siz beni masal sandınız da kınama ve kâfirlik tohumunu ektiniz. Fakat kınayıp da ‘aslı yok, masaldan ibaret’ dediniz ama gördünüz ya.. siz yok oldunuz. Ben Allah kelâmıyım. Allah’la kaimim. Canın canına gıdayım. Arı, duru, parlak bir yakutum. Ben güneşin nûruyum. Sizin üstünüze vurdum, sizi aydınlattım fakat güneşten ayrılmış değilim. Bakın! Ben âşıkları ölümden kurtarmak için buracıkta akıp duran bir âb-ı hayatım’…”[ii]
Biz, bu kitapta, Kur’an-ı Kerim ile yapılan başlıca ibadetleri derlemeye çalıştık. Bu kitabı okuyandan, başkasına tavsiye edenden, yazarı için dua edenden Allah u Teâlâ (cc) ebeden razı olsun. Allah u Teâlâ (cc) bu kitabı okuyanların ilmini arttırsın, katındaki derecesini yüceltsin. Rabbimden kendim için duam ise şudur: Allah u Teâlâ (cc) bu kitabın hürmetine şu insanların günahlarını bağışlasın: benim, eşim Fadime Dönmez’in, annem Fatma Dönmez’in, babam Mustafa Dönmez’in, kayınvalidem Gülizar Mert’in, kayınpederim İsmail Mert’in, çocuklarım olan Rukiye, Mustafa ve Oğuz ve Yasemin’in, torunlarım olan Gül, Kürşat, Asya, Taha, Orhan Zeki, Fatma, Eylül ve Emir’in; gelinlerim Nihal ve Ayşe’nin, torunlarımın çocuklarının ve onların da çocuklarının… Bu saydıklarımı kıyamet günü âlimlerle, sıddıklarla, şehitlerle, velilerle birlikte cennetine koysun. Bu kitaptan hâsıl olacak bir sevap veya Allah rızası var ise eğer, bu adı geçenlerin sevap hanelerine dağıtılsın.
Rabbim bizi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) gittiği yola ulaştırsın ve sonra oradan ayırmasın. Bizi o yolda büyütsün, yürütsün, çürütsün.
Âmin, âmin, âmin…
Zeki Dönmez
[i] NURSİ, Bediüzzaman Said “Sözler” Envar Neşriyat, İstanbul.1995 s.242
[ii] MEVLÂNÂ Celâleddin Rumî, “Mesnevî” III. Cilt, Aktaran: Firdevs Tunalı, Panama Yayıncılık, Kızılay, Ankara, 2016, s.379, Beyit: 4282-4289.

Yorumlar
Henüz inceleme yok.