Description
Havva Nermin Hanım bir gün bize çay içmeye geldi. Gönül muhabbet ister, çay bahaneymiş; o gün Havva Hanım bana iki buçuk saat Tanzanya hatıralarını anlattı. Çok akıcı bir anlatımı vardı. Tanzanya’nın Cemaziyelevvelini biliyordu. Adeta kara kutu gibiydi.
Dedim, “Abla bunları yazsanız olmaz mı?”
Herkes gibi, “Nasıl olacak ki?” dedi.
“Sadece şu an bana anlattıklarınızı yazıya dökeceksiniz, olacak bitecek,” dedim. “Gerisi bana ait. Temize çekmesi, edit etmesi, yayımlanması işlerini ben hallederim.” dedim.
“Dur bakalım, bir deneyeyim.” dedi.
Kafasına koyduğunu yapacağını biliyordum. Nitekim öyle oldu.
İki hafta sonra Havva Hanım elinde üç forma defterle çıkageldi. Şaşırmadım. “Hemen bu defterleri temize çekiyorum.” dedim. Onca işin arasında bu kıymetli çalışmaya vakit ayırmalıydım, öyle yaptım.
Çalışma bitince haber verdim. Yeni torunu olmuştu. “Kitabı da ikinci torun gibi seveceksiniz.” dedim. Hatta bu çalışma en az iki cilde sığardı. O yüzden iki torunu daha olmuş gibi sevinecekti.
Bir esnaf eşinin gözünden Afrika, Tanzanya, Türkler, okullar, kadın öğretmenler çok kıymetliydi. Belki de bu türünün ilk örneği olacaktı. Öğretmenlerin yazması gayet normaldi ama bir esnaf eşinin yazması harikuladeydi.
Malzeme çok sağlamdı. Edit edilince kitap şaheser gibi olacaktı. Bu bir seyahatname değildi. Çünkü kitabın yazarı Tanzanya’dan geçip gitmemiş, hayatının beşte birini burada yaşamıştı. Olsa olsa hatıra olurdu. Unutulmayacak hatıralar.
Maşallah, çok güçlü hafızası vardı ve dikkatliydi. Her ayrıntıyı yakalamıştı. İnsancıl olduğu satırlardan anlaşılıyordu. Zor olanı yapmıştı. Benimkisi sadece temize çekmekti.
Hatıralarından çok şey öğrendim. Kalemine bereket; yüreğine ve gönlüne sağlık.
Ali Akkız

Yorumlar
Henüz inceleme yok.