Description
Liderlik üzerine yazılmış binlerce kitap vardır. Kimi stratejilerden, kimi kurumsal modellerden, kimi de başarı hikâyelerinden söz eder. Ancak bazı kitaplar vardır ki, okuyucuya hazır reçeteler sunmaktan çok, yaşanmış tecrübelerin içinden süzülmüş hakikatleri fısıldar. Elinizdeki eser, işte bu tür kitaplardan biridir.
Nurali Tursunbayev, hayatının büyük bölümünü eğitim dünyasının içinde geçirmiş bir eğitimci, yönetici ve gözlemci olarak, yıllar boyunca karşılaştığı insanlardan, yaşadığı hadiselerden ve omuz omuza çalıştığı ekiplerden öğrendiği dersleri bu kitapta bir araya getiriyor. Burada okuyacağınız satırlar, masa başında oluşturulmuş teorilerden değil; okul koridorlarından, öğretmen odalarından, yönetim kurulu toplantılarından, öğrenci rehberlik süreçlerinden, veli görüşmelerinden ve gerçek hayatın içinden doğmuş tecrübelerden oluşuyor.
Kitap boyunca liderlik kavramının yalnızca genel müdürler, okul müdürleri, CEO’lar veya yöneticilerle sınırlı olmadığı fikri işleniyor. Bir anne, bir baba, bir öğretmen, bir sınıf başkanı, bir ekip lideri ya da birkaç kişinin sorumluluğunu taşıyan herhangi bir insan da liderdir. Çünkü liderlik, makamdan önce sorumluluktur; yetkiden önce temsil, yönetmekten önce ise insan yetiştirme sanatıdır.
Eserin dikkat çeken yönlerinden biri de liderliği yalnızca modern yönetim teorileri üzerinden değil; insan tabiatı, karakter gelişimi, anlam arayışı ve manevi değerler üzerinden ele almasıdır. Viktor Frankl’dan Stephen Covey’e, Brené Brown’dan Brian Tracy’ye kadar farklı düşünürlerin görüşleri; Fethullah Gülen Hocaefendi, Bediüzzaman Said Nursî ve İmam Gazâlî gibi isimlerin bakış açılarıyla birlikte değerlendirilerek okuyucuya geniş bir perspektif sunulmaktadır.
Bu kitapta liderliğin çoğu zaman konuşulmayan yönleriyle karşılaşacaksınız. Güven inşa etmek, yetki devretmek, insanları dinlemek, umut vermek, ekip ruhu oluşturmak, okuma kültürünü yaygınlaştırmak, öğretmenleri motive etmek, öğrenci liderler yetiştirmek, çalışanların gelişimine yatırım yapmak, temsil gücünü korumak ve insanlara anlam duygusu kazandırmak gibi konular, gerçek hayat hikâyeleri eşliğinde ele alınmaktadır.
Belki de kitabın en kıymetli tarafı şudur: Yazar, okuyucuya kusursuz liderlerin hikâyesini anlatmıyor. Aksine, öğrenen, hata yapan, sorgulayan, yeniden deneyen ve her tecrübeyi bir ders hâline getirmeye çalışan bir eğitimcinin yolculuğunu paylaşıyor. Bu nedenle kitap boyunca zaman zaman kendi hayatınızdan kesitler bulacak, bazen bir öğretmenin, bazen bir öğrencinin, bazen de bir yöneticinin yerine kendinizi koyacaksınız.
İyi liderlik çoğu zaman yüksek sesle konuşmakta değil; insanları anlamakta, onlara değer vermekte ve hayatlarına dokunabilmektedir. Elinizdeki eser, tam da bu noktada okuyucusunu düşünmeye davet ediyor.
Kitabı okuyan herkes, liderlikle ilgili bugüne kadar bilmedikleri ya da yanlış anladıkları şeylerin aslında hayatın içinden deneyimler olduğunu görecektir. Kimi insanlar liderliği çok büyük bir kavram olarak görürken, günlük yaşamlarında karşılaştıkları durumların da bu kavramın bir parçası olduğunu fark edecekler. Daha da önemlisi, herkes kendi hayatında bir lider olduğunu keşfedecek.
Unutmamamız gereken önemli bir gerçek var: Gelmiş geçmiş en iyi lider, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’dir (sav). Zira asırlar önce şöyle buyurmuştur: “Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir, memurlarının çobanıdır. Erkek, ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibarıyla hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz.” (Buhârî, Cum’a 11)
Bu kıymetli çalışmanın, eğitim camiasında görev yapanlara, yöneticilere, anne-babalara ve hayatında bir kişiye dahi rehberlik etme sorumluluğu taşıyan herkese faydalı olmasını temenni ediyor; sizleri, yaşanmış tecrübelerden süzülen bu liderlik yolculuğuna davet ediyoruz.
Crab Publishing

Yorumlar
Henüz inceleme yok.