AH NÁİMA, SEVGİLİM!


Demek ki Náima, iyi insan tanımı herhangi bir din sistemine bağlanmış birisi üzerinden düşünülecek bir mesele değil.

Description

Her şey, bundan tam üç yıl önce, keskin bir ıslık sesi ve ardından alevleri göğü tutan o dehşetli yangın gecesinden sonra başlamıştı. Ateşi günden güne harlanan o yangından sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Kızgın alevlerin ulaştığı evler yandı yıkıldı, nice ocaklar söndü ve ateşin yalayıp geçtiği beldeler şimdi birer harabeye döndü.

Kiremitler kararmış, balkonlardan sarkan yeşil-mavi bayrakların rengi atmış ve hiç yoktan bulunup gelen bir huzursuzluk her tarafta almış yürümüştü. O günlerde kentin çanları, günde üç defa olmak üzere tam bir ay, yüksek perdeden çaldı durdu. Televizyonda her gün zafer nutukları atılıyor, millet her akşam nöbet için meydanlarda toplanıyordu. Söylentiler almış yürümüştü, fakat gerçekte neler olduğunu kimsenin bildiği yoktu.

İşte o vakit, dumanı hala usul usul tüten bu viranelerin birinde, eşimle baş başa vermiş, ıssız bir akşamüzerinin terasında güvercinleri yemliyorduk. Bir şeyler yapmak isteyip de yapamayan, günlerin bir an önce geçip gitmesini beklemekten başka elinden bir şey gelmeyen insanlardık. Akşam güneşinin az önceki cılız ışıkları küflü balkon demirlerinden, kiremitlerden, bacalardan ve şimdi sakin bir hışırtıyla sallanmakta olan kavaklardan çekilip kaybolmuştu. Öyle hisli bir hava vardı ki, o alacakaranlıkta insan kendi kendine hülyalara dalmadan, tüm sınırları aşıp yarı aydınlık uçsuz vadilere gönlünü salmadan duramazdı.

“Mor sümbüllü,” dedi kocam, kısık sesle.

“Üç gün oldu, bugün de yok; acaba bir iş mi geldi ki başına?”

Mor sümbüllü dediği, bu taraçada aylardır özenle beslediği mor sırtlı güvercinlerden biriydi. Öyle ki bu terasın yelpazesinde üç şey; güvercinler, hüzün ve bu uzamış günbatımları bizim hiç de yabancı olmadığımız bir manzaraydı. Tepelerin ardından yavaş yavaş kaybolan güneşin, ertesi sabah bütün kudretiyle yeniden çıkıp gelmek üzere bize veda etmesiyle neticelenen geçici bir ayrılığın seremonisiydi bu. Oysa artık adamakıllı öğrenmiştik ki tüm vedalar, tüm ayrılıklar bu denli kesin bir kavuşma ile neticelenmiyordu.

“Bugünlerde başına iş gelmeyen mi var!” diye cevapladım istemsiz.

“Bakalım daha ne işler gelecek bizim başımıza!”

Book Details

Dil

Türkçe

e-book ISBN

9798215756850

Kelime sayısı

47.577

Yayın tarihi

30 Mayıs 2023

Author

Jonasz Hato Páyara

Yorumlar

Yorumlar

Henüz inceleme yok.

İlk yorum yapan siz olun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir