KLABİM PAKİSTAN’DA KALDI


“Ben inanıyorum öğrencilerimizin duaları kabul olacak, bir gün döneceğiz!”

Description

Pakistan…

Uzaktaki yakın, kardeş ülke… “Cive Cive!” nidalarını çocukluğumuzdan beri duyduğumuz topraklar…

Hizmet’in Pakistan serüveni, 1995 yılında başkent İslamabad’da villadan dönüştürülmüş küçük bir okulun açılmasıyla başlar. 2018’de yaşanan o talihsiz döneme kadar geçen 23 yıl içinde Pakistan’ın 10 şehrinde 28 şubeye ulaşan PakTürk Eğitim Kurumları, 11 binden fazla mezun vermiş, 12 bini aşkın öğrenciye -onların ailelerine, öğretmenlerine ve çalışanlarına- hizmet sunan bir eğitim zinciri hâline gelir.

Pakistan, Hizmet tarihinden çok insan gelip geçer:

Hocaefendi’nin dualarıyla yola çıkan delikanlılar, üniversiteden mezun olur olmaz giden genç kızlar, kınaları henüz solmamış gelinler, bir maceraya atılır gibi şevkle çoluk çocuk düzenlerini dağıtıp bu coğrafyaya göç eden aileler…

İlginç olan ise; 50 dereceyi aşan sıcaklara, günde on saati bulan elektrik kesintilerine, terör saldırılarına, silahlı soygunlara, kaybedilen bebeklere, zor şartlarda yapılan tedavilere, hamamböceklerine, sayısız sivrisinek ısırıklarına ve sonrasında gelen sıtma ile dangı (dengue) hastalıklarına, acılı yemeklere, peynirsiz zeytinsiz kahvaltılara rağmen; Şemsinur Hanım’ın yaptığı 18 röportajda şikâyet eden, pişmanlık duyan tek bir Hizmet gönüllüsüne rastlanmayışıdır. Aksine, herkesin kalbi Pakistan’da kalmıştır.

Okulların bulunduğu en küçük ve en az gelişmiş şehir olan Hayirpur için söylenen “Bir giden ağlar, bir dönen ağlar.” sözü, aslında Pakistan’da hizmet eden ve kendilerini “yarı Pakistanlı” hisseden bütün Hizmet erleri için geçerlidir.

Hemen hepsinin hikâyelerinde ortak bir özellik vardır: Allah, onları ilk gittikleri yıllarda zorluklarla sınamış; sabırla dayananların kalplerini inceltmiş, sonra da o topraklarda onlara sevgi vazetmiş gibidir. Pakistan halkı bu öğretmenlere evlerini, sofralarını, gönüllerini açmış; Quratul-Ain (gözbebeği) ismini bolca verdikleri kızlarını bile onlara güvenle emanet etmiştir.

Zorla çıkarıldıkları günlerde okulların bulunduğu on şehirde de manzara aynıdır; gözyaşlarına boğulan öğrenciler, ülkeleri adına mahcubiyet duyan ve özür dileyen veliler, ellerindeki altın küpeleri, yüzükleri -ecdatları gibi- yine Anadolu insanına vermek isteyen can Pakistanlılar…

Kitabın yayına hazırlandığı bu günlerde, 18 yıla yakın o coğrafyada yaşamış biri olarak, hemen hemen hepsini tanıdığım arkadaşlarımın röportajlarını tekrar okurken şu duyguya kapıldım: Pakistan dendiğinde kendi adı söyleniyormuş gibi hisseden sadece ben değilmişim.

Bizler -yolu bir zamanlar oralardan geçenler- hâlâ gittiğimiz ülkelerde birbirimizi buluruz. Bir yandan yeni mekânlarda kök salmaya çalışırken, bir yandan da biryani günleri yaparız. Unutmayız. Biz unutsak onlar unutturmaz. Telefonlarımız da sık çalar kapılarımız da. Öğrenci, veli, öğretmen… PakTürk de kaldığımız yerden muhabbete devam ederiz.

Ve bir sözümüz var:

Bu röportajların ilk yayınlandığı yer olan PakTürk File internet sitesinde dendiği gibi, “Biz Pakistan’a döneceğimizi iyi biliyoruz.” Ve “O gün geldiğinde unutulmuş bir tarihi aramamak için; bugünden, o güne miras kalmak” üzere büyük bir emek ve gayretle hazırlanan bu tarihî kayda, başta Şemsinur Özdemir Hanım olmak üzere, emeği geçen herkese, kalbi Pakistan’da kalanlar adına teşekkürlerimi sunarım.

Ruveyda Arslanhan

Book Details

Dil

Türkçe

Kelime sayısı

71.659

Yayın tarihi

24 Ekim 2025

Author

Şemsinur Özdemir

Yorumlar

Yorumlar

Henüz inceleme yok.

İlk yorum yapan siz olun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir