Description
İLHAMA MAZHAR ŞAİRLER VE KALBİN SESİ
Kâinat ve insan…
Birbirini tamamlayan iki büyük hakikat. Biri dış dünyada serilmiş muhteşem bir kitap; diğeri o kitabı okuyacak, hissedecek ve anlamlandıracak bir kalp. Kâinat, insan için yaratılmış; insan da kâinatın dilini çözecek bir idrak ve vicdanla donatılmıştır. Gözünü hikmetle açabilen insan, varlığın her satırında Yaratıcı’nın mührünü, kudretini ve sonsuz sanatını seyreder. Baştan başa kusursuz bir nizam, ince bir denge, büyüleyici bir ahenk ve hiçbir eksikliğin bulunmadığı ihtişamlı bir sergi sarayı.
İşte bu eşsiz sarayın en kıymetli misafiri olan insan, gördüğü ve hissettiği güzellikler karşısında bazen susamaz. Kalbi taşar, hisleri coşar; gönülde tutuşan duygular önce dile, ardından satırlara dökülür. O andan sonra söz, kalbin sesini kelimelere dönüştüren şaire kalır. Elinizdeki bu kıymetli eser de, böylesine derin bir hissedişin, hayatın içinden süzülen hüzünlerin, sevinçlerin, özlemlerin ve tefekkürlerin mısralara aksetmiş halidir. Her şiir, şairinin gönül dünyasından kopup gelen bir terennüm; her satır ise kalbin sessizce anlattığı bir hayat hikâyesidir.
Kâinatın içinde fiziki bakımdan bir nokta kadar kalan dünyamız, değer açısından üzerinde taşıdığı o nazlı misafir sebebiyle başka hiçbir gezegenle kıyaslanamayacak kadar anlamlı ve kıymetlidir. Dünya ile insan arasında derin bir benzerlik vardır. Nasıl ki yeryüzü dağlarıyla, zirveleriyle, vadileriyle, inişleri ve çıkışlarıyla farklı haller sergiliyorsa; insanın hayatı da aynı şekilde sevinçlerle hüzünlerin, ferahlıklarla darlıkların, umutlarla kırgınlıkların iç içe geçtiği uzun bir yolculuktur.
Kimi zaman gönül, bahar iklimleri yaşar; kimi zaman insan, içini daraltan bir kabz halinin gölgesinde kalır. Bazen her şeyin yolunda gittiği müreffeh bir hayatla karşılaşır; bazen de yolların sarpa sardığı, imtihanların ağırlaştığı dönemlerden geçer. Aslında her iki hal de insan için ayrı bir imtihandır. Önemli olan, nimet anında şımarmamak, darlık anında isyana düşmemek, başa gelen her hadisede hikmetin izini sürebilmektir. Rıza mı öfke mi, teslimiyet mi başkaldırı mı? İnsan, hayat yolculuğu boyunca hep bu soruların eşiğinde yürür.
İbrahim Kuzi Bey tarafından kaleme alınan Gurbet Kuşları da böylesi bir gönül coşkunluğunun mahsulü. Şair, yaşadıklarını, gördüklerini, duyduklarını ve hissettiklerini samimi, içten ve etkileyici bir üslupla mısralara taşımış. Bu eser, sadece estetik kaygıyla yazılmış şiirlerden oluşmuyor; aksine yaşanmış hayatların, gerçek acıların, özlemlerin, hicretlerin ve umutların şiir diliyle yeniden dile gelişini okuyucuya sunuyor.
Kitabı okurken bazen bir hapishane koridorunda yankılanan sessizliği hissedecek, bazen gurbet yollarında yürüyen yalnız insanların iç çekişlerine ortak olacak, bazen de dua ve ümidin aydınlattığı manevî iklimlerde nefes alacaksınız. Kimi şiir sizi hüzünlendirecek, kimi heyecanlandıracak, kimi ise içinizde yeniden filizlenen bir umut ışığı yakacaktır. Özellikle son yıllarda yaşanan acılar, zulümler, yalnızlıklar ve masum insanların maruz kaldığı ağır imtihanlar, şairin duyarlı kalbinde güçlü akisler bulmuş; bütün bunlar şiirin sıcak ve etkileyici diliyle mısralara yansımıştır.
Bu yönüyle Gurbet Kuşları, dışı süslü fakat içi boş sözlerin değil, hayatın tam ortasından süzülüp gelen hakiki duyguların kitabıdır. Okuyucu, bu şiirlerde yalnızca kelimelerle değil, yaşanmış hayatlarla, gözyaşıyla, sabırla, hicretle ve dua ile karşılaşacaktır. Ve bütün bu satırlar arasında, her şeye rağmen rahmetini kullarından esirgemeyen Yüce Kudret’in ince tecellilerini hissetme imkânı bulacaktır.
Bu vesileyle İbrahim Kuzi Bey’e, gönlünün derinliklerinden süzülen bu samimi duyuşları bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyor, kaleminin daha nice anlam yüklü şiirlere vesile olmasını temenni ediyorum.
Prof. Dr. Muhittin Akgül

Yorumlar
Henüz inceleme yok.